"Bir ayrılık hikayesi" Anneler gününe özel..!

8/5/2008 · Kategori: hikaye

 

Bir ayrılık öyküsü

Basit bir öykü bu... Bir oğlun annesine erken vedasını anlatan bir aşk hikayesi... Tek çocukların ve tek çocuk annelerinin daha iyi anlayacağı bir yaşam tecrübesi...


 Tek çocuk olmak nedir, olanlar bilir. Ben onlardan biriyim.
İki kardeşseniz ikinize birer kazak alınır.
Tek çocuksanız anneniz iki kazak alır.
Biri siyah, öbürü beyaz...
Sevinçle önce siyahı giyip "Nasıl olmuş?" diye koşarsınız.
Anneniz ağlamaklı bakar:
"Beyazı beğenmedin mi?"
Bilirsiniz ki, beyazı önce giyseydiniz aynı sorunun siyahlı versiyonuyla karşılaşacaktınız.

Pamuklar içinde...
Başta minnetle belirteyim; el üstünde, pamuklar içinde büyütüldüm ben...
Bir dediği iki edilmeyenlerden...
Öyle varlıklı bir aile değildik; o yüzden aklınıza, her istediği alınan, her gördüğüne sahip olan bir çocuk gelmesin...
Tersine, bütçe nedir erken öğrenen, harcama sınırlarını bilen, imrense de istemeyen cinsten bir çocuktum ben...
Dünyevi değil, manevi pamuklardı beni sarmalayanlar...
Daha doğru dürüst konuşma bilmezken annem geceleri saatlerce kitap okurdu başucumda...
"Daha" dedikçe, daha okurdu.
Uyuyamazsam dizinde uyuturdu.
Ne zaman hasta olsam, o daima başucumda olurdu.
Dizimi çarpsam, kırık not alsam, gönlümü hak etmeyen birine kaptırsam, benimle konuşur, avuturdu.
Sadece annem değil, sırdaşım, yoldaşım, dostumdu (Hâlâ öyledir ya).
Sevgi arsızıydım ama arada okkalı bir şamarını yediğim de olurdu.
Annelerin çoğu gibi belki...
Ama -yine herkesinki gibi tabii-; bana özel benimki...

Bir yaşam stajı
Erkek çocuk için, ana-oğul ilişkisi, kadınlarla istikbalde kuracağı ilişkinin provasıdır.
Şansına göre; hayatı boyunca onun gibi bir kadın arayacak ya da onun gibilerden kaçacaktır.
Ne kadar inkar etse de hayatına giren kadınları onunla kıyaslayacaktır.
Pek az kadında, ondan gördüğü karşılıksız sevgiyi, uğruna ömür vakfetmeyi bulacak; bulduğunda ihya olacak, bulamazsa büyük hayal kırıklığına uğrayacaktır.
Bazen de annesinin aşırı sevgisinden bunalacak; kendini bu sımsıcak sevgi havuzundan hayat denilen hoyrat okyanusun hırçın dalgalarına atacaktır.
Ben öyle yaptım.
Bir gün ayrılması mukadder yolları; bilerek erken ayırdım.
O yolda sadece kendimi bulmak değil; onun da bensiz bir hayat kurmasına yardımcı olmaktı amacım...
Belki haklıydım; belki yanıldım.

Can ile Civan
Şöyle oldu: Üniversite çağındaydım.
İş bulmuş çalışıyordum.
Evde bütün ömrünü bana adamış iki insan vardı ama ben bunun konforunda, bir elim yağda, bir elim balda keyif sürmek değil, bedeli ne olursa olsun kendi hayatımı çizmek istiyordum.
Ben ömür boyu o pamuklarla sarmalanmış yaşayamayacağımı biliyordum. Bir an önce taşın soğukluğunu hissetmek, sokakla mücadele etmek, belalarla yapayalnız baş etmek istiyordum.
Bir kanaryamız vardı; adı Civan... İkimiz de sevgiye boğulmuştuk; yemeğimiz önümüze gelirdi; gün boyu keyifle şarkı söylerdik ama galiba Can da Civan gibi, bütün bu konforun içinde, bir altın kafeste hissediyordu kendini...
Kanatlanıp uçmak istiyordu.

"Gitmeliyim"
Ve uçtum bir gün...
O gün, dün gibi aklımda hâlâ...
Okuldan bir arkadaşımla şehrin öbür ucunda bir bekar evi tutmuştuk.
Bir akşam vakti, bu yeni durumu ailede konuşmuştuk.
Anlatması zordu, nedensizdi.
Etrafımızda örneği yoktu; benzersizdi.
Şaşırdılar; belki içten içe kırıldılar; suçu kendilerinde aradılar.
Ama bana yansıtmadılar.
Birkaç soru sordular:
"Nasıl geçinirsin?"
"Ne yer ne içersin?"
Ve sonuç:
"Sen bilirsin."

"Haydi git!"
Kafesten çıkıp gökyüzüyle tanışan bir kuş kadar özgürdüm; bir o kadar acemi...
Yine de, taşınma günü geldiğinde kaygıdan çok heyecan vardı yüreğimde...
Eşyalarımı paketledim. Birlikte oturacağım arkadaştan yardım rica ettim.
Geldi; tek tek taşıdık kutuları arabaya...
Veda vakti gelmişti. Aynı şehirde olacaktım; belki her gün uğrayacaktım ama yine de gidiş gidişti.
Vedalaşma gerektirirdi.
Abartmamak için "Haydi eyvallah" dedim; "...akşama gelirim."
Hiçbir farklılık yokmuş gibi çıktım gittim.
Sonra bir eşyamı unuttuğumu fark edip döndüm geri; kapıyı çaldım. Açtığımda annem ağlıyordu; babam teselliye çalışıyordu.
"Git haydi" dedi gözyaşını gizlemeye çalışırken annem; "Bir şey yok... Biz hallederiz."
Bu "basit" kararla ne derin bir yara açtığımı o zaman anladım.
Yine de caymadım.

Altın kafesin dışında
Bir süre iki ev arasında mekik dokudum; onları bunun bir ayrılık olmadığına inandırma uğruna bir hayli yoruldum.
Uzun süre gelmediler yeni eve...
Geldiklerinde de hayret ettiler, onca ev işini becerebilmeme...
Baba ocağında, kıyamadıklarından, bir ampul takmamı bile istememişlerdi; ayrı eve çıktığımda bir ampulü takamaz haldeydim.
Şimdi atan sigortaları tamir edebilecek kıvama gelmiştim.
Bulaşık, yemek, ev idaresi... Yeni bir yaşam dersi başlamıştı.
Bu kez korunaksız, kalkansızdı. Öyle olduğu için de başarmanın keyfi inanılmazdı.
Annem, elleriyle yetiştirdiği narin kuşun uçmasını gizliden bir gamla ama iftiharla izliyor; gamını içine gömüyor, iftiharını gözbebeklerine yansıtıyordu.

Yeni hayat
Çocuk doğurmak nasıl tarihi bir sınır çizgisi ise kadınların hayatında; çocuğundan ayrılmak da öyle galiba...
İlki nasıl bir anda dolduruyorsa hayatı; ikincisi öylesine büyük bir hızla boşaltıveriyor.
Ve anne, nasıl bu kadar hızla büyüyüverdiğine hâlâ inanamadığı evladının kırık dökük hatıraları, eski fotoğrafları, dünkü oyuncakları, minicik zıbınları ile baş başa kalıveriyor.
Benim annem de öyle oldu.
Can yuvadan uçtuktan sonra Civan'la baş başa kalmışlardı.
O da çok yaşamadı benim ardımdan...
Ev hepten sessizleşti.
Yeni bir evlat için çok geçti; yeni bir kuşa yürek yetmezdi.
Yüzlerini birbirlerine döndüler.
Yeni baştan bir yaşam ördüler.

İki adama bir ömür
İki adama bir ömür veren kadın, muhtemelen bir hayli zorlandı bu ayrılıkta...
Belki ben de zorlandım; zorlandığımı hissedip bundan gizli bir tat almasından da hoşlandım.
Hem onsuz olamayacağımın göstergesiydi bu; hem zorlansam da inatla başarmaya çalışacağımın...
İkisinde de kendisi için bir gurur payı vardı. İşte yalnız da ayakta durabilen bir evlat yaratmıştı ama bu başarı, sonuçta kendisini yalnız bırakmıştı.
Savaşı kazanacak barutu bulan ama o barutla ilk sırada vurulan bir nefer gibi gururu kederine bulanmıştı.

Seni seviyorum!
Uzun yıllar geçti aradan...
Yuvadan uçurdukları kuş; yuva kurdu, kuş sahibi oldu.
Karşılıksız sevmeyi, almadan vermeyi, haram yememeyi nasıl öğrendiyse öyle öğretmeye çalıştı.
Bir gün kuşun yuvadan uçabileceği fikrine alıştı.
Bugün biliyor ki yazdıkları, biraz da uzak bebekliğinin gecelerinde kulağına fısıldanan o kitaplardan aklında kalanlardır.
Konuştukları, annesinin gençlik öğütlerinden hatırlananlar...
Sevdikleri, sevildiği yıllardan örnek alınanlar...
Bugün, eski kafesinde yeni bir Civan'ı var annemin... Bir gün gidivereceğini artık bilerek; ama bundan kederlenmeyerek şimdi onu büyütüyor.
İki adama adanmış zorlu bir yaşamda, erken vurmuş bir ayrılık acısıyla, eski zıbınlar, hatıralar, fotoğraflar arasında, bugün de varlığıyla bana güç veriyor.
Erken ayrıldıysak da aslında hiç ayrılmadığımızı biliyor.
Onu ne çok sevdiğimi de...
Her daim seveceğimi de...

Can DÜNDAR

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Biricik Annem ve Tüm Annelerin Anneler günü kutlu olsun..!!

8/5/2008 · Kategori: guncel

Benim bitanecik Annem

 

 


 Annelerdir bütün çocukları sevindiren... Güneş yüzlü annem, ellerinden öperim.

 Gücüme güç, umuduma umut katan annem.. Anneler günün kutlu olsun!!

 Bütün acılar üstüme yağınca sen bana açılan şemsiyesin annem.. Seni çok seviyorum.

 Beni benden çok sevdiğine inandığım tek insan, ANNEM. Ellerinden öperim.

 Hırçınlığımın tesellisi, şefkatine sığındığım, hayatımı gönüllü paylaşan annem.. hakkını nasıl öderim..

 Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun..

 En güzel insan, en güzel annem, koruyucu meleğim.. Ellerinden öperim.

 Annem.. annem.. ben sensiz hep eksiğim.. Yanında olmasam da, sen yine benimlesin.

 Gökyüzünden bir yıldız kayar, dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim.

 Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.

 Anneler günün kutlu olsun ANNEM! Her zaman söylemesem de seni çok sevdiğimi bir tek sen biliyorsun.

 Biricik annem.. Anneler günün kutlu olsun. Her zaman senin küçük bebeğinim..

 Seni bir gün değil her canım yandığında, başım sıkıştığında seni çağırıyorum. Sesimi duyan tek insan sensin. Anneler günün kutlu olsun ANNECİĞİM.

 Sana binlerce kez teşekkür etsem azdır. Sen benim hayat ışığımsın.Annemsin. Varlığımın tek nedeni.. Anneler günün kutlu olsun.

 Dün, bugün ve yarın..daima seni sevdim, hep seveceğim. Bizimki bitimsiz, tanrısal bir sevgi.. Anneciğim anneler günün kutlu olsun.

 Karşılıksız tek sevgi ananın çocuğuna duyduğu sevgidir. Ben kendi çocuklarımda senin sevgini buldum. Ve seni ne çok sevdiğimi bir daha anladım . İyi ki seninle varım annem. Ellerinden öperim.

 Bana verdiğin sevgiyle bütün dünyam çiçek açtı. Onları hiç soldurmadım annem. Anneler günün kutlu olsun.

 Benim bitanecik tatlı annem, senin çocuğun olduğum için her zaman gurur duydum. Ellerinden öperim.

 Hırçınlığımın tesellisi, şefkatine sığındığım, hayatımı gönüllü paylaşan annem.. hakkını nasıl öderim..

 Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun..
 
 En güzel insan, en güzel annem, koruyucu meleğim.. Ellerinden öperim.

 Annem.. annem.. ben sensiz hep eksiğim.. Yanında olmasam da, sen yine benimlesin.

 Gökyüzünden bir yıldız kayar, dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim.

 Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.

 Anneler günün kutlu olsun ANNEM! Her zaman söylemesem de seni çok sevdiğimi bir tek sen biliyorsun.

 Biricik annem.. Anneler günün kutlu olsun. Her zaman senin küçük bebeğinim..

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Günaydın...

22/4/2008 · Kategori: edebiyat

 

Bu gün Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereyi aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine..
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..
Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil
şöyle keyifle keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..

Gece evinde, dostların olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..

Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illaki sağlık olsun!.


 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Kimseden Tesekkur Bekleme.!

13/4/2008 ·

İnsan vardır ;
İnançlıdır. Uyumludur. Barışçıdır.
Elde ettiğinden fazlasını başkası için de ister.
Bunun için, Hep mutludur. Huzurludur.
Örnek insandır.
Ölüp gitse de ;
Kalplerde özel yeri vardır.
***
İnsan vardır ;
İnkarcıdır.
Doyumsuzdur.
Takdir edilince hoşlanır,
Fakat takdir etme duygusundan yoksundur.
Nefsinde gurur,
İçinde hep “BEN” duygusu vardır.
Ve o “BEN” e mahkumdur.
İşinde ona mahkumdur.
Sözünde ona mahkumdur.
Sosyal ilişkilerinde ona mahkumdur.
Ona göre;
Hep kendi işi, davranışı doğrudur.
Hep kendi sözü doğrudur.
Hep kendi görüşü doğrudur.
Hep kendisi üstündür ..
***
İnsan vardır;
Kendini yaratanı tanısın,
O’nu ansın,
O’na şükretsin diye yaratıldığı halde..
O başkasını tanımakta,
Başkasını anmakta,
Başkasını saymakta,
Başkasına şükretmektedir!..
Neden mi ?
Çünkü;
İnkar duygusu nefse hoş gelir.
Karşı koyma ve başkaldırma dürtüsü,
Nefsi tatmin eder.
İçteki “ben” i kamçılar.
İyiliği unutmayı,
Bir özellik, bir ayrıcalık sayar…
Ulu yaratıcıya karşı bile Şükretmeyi unutturur!..
***
Şu halde ;
“Ben”
mahkumları arasında,
Kimseden teşekkür bekleme !..
“Ben”
mahkumları arasında,
Asla Ene'cilerden teşekkür bekleme ..
Biri senin iyiliğine karşı kötülük yaparsa...
İyi anıları yakıp yok ederse ...
Tüm iyilikleri unutursa;
Sakın uzulme !..
Hayrete düşme !...
Unutma ki;
İyilik yaptığın için ;
Düşmanların çoğalabilir.
Seni çekemeyenler olabilir.
Hatta ;
Dışlanabilir, Unutulabilirsin !..
Yine de gam yeme !.
. Çünkü;
Bazi insan nankördür.
***
Bir anayı, bir babayı düşün !..
Evladını yetiştirmiş ...
Yedirmiş, içirmiş, giydirmiş ..
. Eğitmiş, öğretmiştir !..
Uyuyuncaya kadar,
hep uykusuz kalmış,
Onu doyuruncaya kadar aç kalmış,
Rahat etmesi için yorulmuştur!..
Ne var ki;
Bazen çocuk, Büyüyüp güçlenince,
Kendi kendine yetince,
İçindeki “ben” kabarınca ;
Anasını, babasını dışlamış,
Dahası ;
Ağır sözler söylemeye,
Zulmetmeye,
Onlara el kaldırmaya başlamış !..
Fakat ne gam !..
ne gam...ne gam...
Kişiliksiz kimseler İyilikleri unutsa da,
Hiçbir şeyi unutmayan birine,
Yüce yaratıcıya güvenmek gerek !.
. Öyle ise ;
Kimseden teşekkür bekleme !..
* * *
Hiçbir şey,
İyilik yapmana engel olmamalı ..
. Başkasını düşünmekten,
Hakkı söylemekten,
Seni alıkoymamalı ..
. Ümitsizliğe düşmeye,
Neden olmamalı ...
Yapacaksan ;
İyiliği teşekkür için değil.
Allah için yap !..
Allah ICIN YAP!
Ve her zaman Kazançlı sen olursun !..
Unutma !..
Kindarın kini sana zarar veremez !..
Ve sen, İyilik yapabildiğin için şükret !..
Şükret ki ;
Sen iyisin, o kötü !..
Şükret ki;
Sen doğru yoldasın, o yanlış yolda ...
Şükret ki;
Sen mutlusun, o mutsuz !..
***
Kimseden Teşekkür Bekleme !..
Birine hediye ettiğin kalemle o,
Seni hicvedebilir, yerebilir,
Dayanması için verdiğin bastonla,
Senin başını yarabilir.
Öpmek için aldığı elini, hatta kirabilir..
. Zîra zavalli yaratık,
Kendini yaratana karşı,
Büyütene karşı,
Eğitene karşı..
Bu denli nankör olursa ;
Diğer varlıklara karşı,
Onun daha iyi olması beklenemez !..
Öyle ise ;
Yaptıkların için,
Yapacakların için,
Kimseden teşekkür bekleme !..
Ve bil ki ;
Her şeyi iyi bilen,
Her şeyi iyi değerlendiren,
Çok güçlü,
Çok yüce..
Bir yüce yaratıcı vardır !..
O, sana ve herkese yeter !..

Yorum (4) Yorum yaz!

ÖYLESİNE BİR DÜZEN İŞTE

13/4/2008 ·

Bu düzen öyle bir düzen ki,
Kimini köşenin birinde aç unutur,
Kimini alıp götürür zirveye oturtur.
Bu düzen öyle bie düzen ki,
Kiminin de gözünü döndürüp kudurtur.

Bu düzen öyle bir düzen ki,
Kimini ömür boyu yiyip içip eğlendirir,
Sofrasına binbir çeşit yemek koyar.
Çöpe ekmek attırır, mutlu eder.
Bu düzen öyle bir düzen ki,
Kimini de aç ve susuz bırakır.
Sofrasına bir tas çorbayı çok görür.
Çöpten ekmek toplatır, mutsuz eder.

Bu düzen öyle bir düzen ki,
İnsanın insana kulluğuna karşı çıkar
Ama kimini patron kimini işçi yapar.
Bu düzen öyle bir düzen ki,
İnsanı insana kul, yoksulu varsıla köle yapar.

Bu düzen öyle bir düzen ki,
Ekonomi liberal, rekabet edin der.
Kimine hissesinden çakı, kimine balta verir.
Bu düzen öyle bir düzen ki,
Hadi rekabet edin, savaşın der.

Bu düzen öyle bir düzen ki,
Sosyal adaletten, eşitlikten söz eder,
Eğitim ve sağlığı parayla satar.
Bu düzen öyle bir düzen ki,
Hesabı ödeyemediği için
Doğum yapan kadının çocuğunu rehin alır.

Bu düzen öyle bir düzen ki,
Kimine iş verir, aş verir, ekmek verir.
Hatta maaş verir, ilaç verir, emekli eder.
Bu düzen öyle bir düzen ki,
Kimine de ne iş verir, ne aş verir, ne ekmek.
Maaş da vermez, ilaç da vermez, unutur.

Bu düzen öyle bir düzen ki,
Demokrasi var, özgürlük var der,
Düşünceyi suç olmaktan çıkarır
Ama karşı düşünceleri mahkum eder.
Bu düzen öyle bir düzen ki,
Başka bir düzen istemez,
İsteyenleri yok eder.

Bu düzen öyle bir düzen ki,
Barış çığlıkları attırıp, silah üretir.
İnsanları birbirine öldürtür.
Bu düzen öyle bir düzen ki,
Demokrasi adına katliam yaptırır.

Bu düzen öyle bir düzen ki,
Irkçılığa karşı çıkar, kendi ırkını yüceltir.
Bölücülüğe de karşıdır ama
Dinlerle, devletlerle dünyayı böler.
Bu düzen öyle bir düzen ki,
Ne yaptığını bilmez, çelişki üstüne çelişki yaşar.
Bu düzen, öylesine bir düzen işte.

 


 

Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki ::